Islão e Alcorão
An Nissa 4/176

An Nissa 4/176

An Nissa 4/176

..

يَسْتَفْتُونَكَۜ قُلِ اللّٰهُ يُفْت۪يكُمْ فِي الْكَلَالَةِۜ اِنِ امْرُؤٌا هَلَكَ لَيْسَ لَهُ وَلَدٌ وَلَهُٓ اُخْتٌ فَلَهَا نِصْفُ مَا تَرَكَۚ وَهُوَ يَرِثُهَٓا اِنْ لَمْ يَكُنْ لَهَا وَلَدٌۜ فَاِنْ كَانَتَا اثْنَتَيْنِ فَلَهُمَا الثُّلُثَانِ مِمَّا تَرَكَۜ وَاِنْ كَانُٓوا اِخْوَةً رِجَالًا وَنِسَٓاءً فَلِلذَّكَرِ مِثْلُ حَظِّ الْاُنْثَيَيْنِۜ يُبَيِّنُ اللّٰهُ لَكُمْ اَنْ تَضِلُّواۜ وَاللّٰهُ بِكُلِّ شَيْءٍ عَل۪يمٌ

An Nissa 4/176
Consultam-te, Muhammad. Dize: "Allah vos instrui sobre al- kalãlah¹. Se um homem morre, não tendo filho nem pai, e tendo irmã² a esta, a metade do que ele deixar. E ele a herdará, se ela não tem filho. E, se são duas irmãs, a elas os dois terços do que ele deixar. E, se são irmãos, homens e mulheres, ao varão, uma cota igual à de duas varoas. Allah toma evidente, para vós. Suas leis, para que vos não descaminheis. E Allah, de todas as cousas, é Onisciente. 
 (Dr. Helmi Nasr, 2015)

[¹] Cf. IV 12 n2.
[²] Trata-se de irmã, ou meia - irmã por parte de pai. Cf. IV 12 n3.
Consultar-te-ão a respeito da herança de um falecido, em estado de "kalala"¹; dir-lhes-ás: Deus já vos instruiu a este respeito: se uma pessoa morrer, sem Ter deixado prole e tiver uma irmã, corresponderá a metade de tudo quanto deixe; e se ela morrer, ele herdará dela, uma vez que esta não deixe filhos. Porém, se ele tiver duas irmãs, estas herdarão dois terços do que ele deixar; e se houver irmãos e irmãs, corresponderá ao varão a parte de duas mulheres. Deus vo-lo esclarece, para que não vos desvieis, porque é Onisciente.
 (Prof. Samir El Hayek, 1974)

[¹] Este versículo suplementa a regra da herança quanto às condições da pessoa falecida que não tenha deixado descendentes nem ascendentes. No versículo 12 desta surata, levou-se em consideração o caso da pessoa que não tenha deixado irmãs ou irmãos uterinos. Aqui, leva-se em conta o caso de a pessoa ter deixado irmãos ou irmãs por parte de pai, fosse a mãe a mesma ou não. "Irmãos" e "irmãs", neste versículo, devem ser tomados como sendo aqueles tais irmãos e irmãs.
Eles pedem-te que os instruas. Dize -lhes. Allah dá as Suas instruções respeıtanies a ‘Kalala’: Se um homem morre não deixando filho e tiver uma irmã, então ela terá metade do que ele deixe; e cie herdará dela, se ela não tiver nenhum filho. Mas se houver duas irmãs, então elas terão dois terços do que ele deixe. E se os herdeiros forem irmãos —tanto homens como mulheres—então os machos terão tanto como a porção de duas fêmeas. Allah explica-vos isto a fim de que não vos extravieis; e Allah sabe todas as coisas bem. 
 (Iqbal Najam, 1988)

Senden fetva istiyorlar. De ki: Kelâle[1*] (babası ve evladı /alt soyu olmayan[2*]kişi) ile ilgili fetvâyı size Allah veriyor: Bir kimse çocuğu/ altsoyu olmadan ölür de geride bir kız kardeşi kalırsa, bıraktığı mirasın yarısı onundur; çocuğu /altsoyu olmadan ölen kız, kalan da erkek kardeşi ise mirasçısı o olur. Kardeşler iki kız ise, mirasın üçte ikisi onlarındır. Kardeşler erkekli kızlı iseler erkek, iki kız kadar pay alır. Dalalete düşersiniz /yanlış yola saparsınız diye açıklamayı size Allah yapıyor[3*]. Allah her şeyi bilendir.

[1*] Kelâle, babası ve/veya anası ve çocuğu olmadan ölen kişidir. Anası ve çocuğu olmadan ölürse ana-bir kardeşlere ne kadar miras verileceği Nisa 12. ayette geçmişti. Bu ayette de babası ve çocuğu olmadan ölenin baba-bir kardeşleriyle ilgili hükümler bildirilmektedir.

[2*] DEDE YETİMİ

[3*] Muhammed aleyhisselam, resul yani Allah’ın elçisi sıfatıyla tebliğ ettiği âyetlerde bir yanlış yapamaz. Yapsa Allah şah damarını koparır ve ona en ağır cezayı verirdi (Hakka 69/4447). Ama nebi olarak yanlış yapabilir. Kur’an’ın açıklamalarına ulaşmak için yapılan işi, nebi sıfatıyla yaptığından o konuda hata edebilir. Nitekim Nebimizin, Hudeybiye antlaşmasından sonra ailelerini bırakıp Mekke’den Medine’ye göç eden hanımlarla yaptığı sözleşmenin bir maddesi şöyledir: “Marufta sana isyan etmeyecekler” (Mümtahine 60/12). Maruf, Kuran’a uygun olan şeydir. Dalalet, bilerek veya bilmeyerek doğru yoldan ayrılmaktır#. Kelâle, miras hukukunun en zor konularındandır. Böyle bir soruya doğru cevap verememek, bilerek doğru yoldan ayrılmak değildir. Muhammed aleyhisselamın, dini bir konuda kendine sorulan soruya vereceği cevap, geleneksel anlamda onun sünneti olur. Büyük çoğunluğa göre Muhammed aleyhisselamın sünnetinin lafzı kendine, içeriği de Allah’a aittir. Bu sebeple ona vahy-i gayr-i metluv derler. Bu iddia doğru olsa, Nebimize sorulan bir soru ile ilgili olarak “Dalalete düşmeyesiniz diye açıklamayı size Allah yapıyor. ” ifadesi Kur’an’da yer alır mı! Kur’an’a tamamen ters bir şekilde oluşturulan Sünnet konusunda daha ileri gidilmiş ve Sünnet Kur’an’ın üzerine çıkarılmıştır. Evzaî, Yahya b. ebi Kesir’in şöyle dediğini nakletmiştir:

4- Sura An Nissa

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176

Posts

Most Viewed Posts